Ens.az
8 Aralık 2019 Pazar
.
14
Adana
.
chevron_left chevron_right
EDEBİYAT

Dede Korkut - Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek (II hissə)

Dede Korkut - Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek (II hissə)

181 Gösterim
Dede Korkut - Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek (II hissə)

Bunun üzerine on altı yıl geçti, Beyreğin ölüsünü dirisini bilmediler. Bir gün kızın kardeşi Deli Karçar Bayındır Hanın divanına geldi, dizini çöktü, der: Devletli hanım ömrü uzun olsun. Beyrek sağ olsa on altı yıldan beri gelirdi, bir yiğit olsa dirisi haberini getirse, sırmalı elbise, cübbe, altın akçe verirdim, ölüşü haberini getierene kız kardeşimi verirdim dedi. Böyle diyince, murada maksuda ermesin. Yalancı oğlu Yaltacuk der: Sultanım ben varayım, ölüsü dirisi haberim getireyim dedi.

Meğer Beyrek buna bir gömlek bağışlamışta giymezdi, saklardı. Vardı, gömleği kana mana batırdı, Bayındır Han'ın önüne getirip bıraktı. Bayındır Han der; Bre bu ne gömlektir? Beyreği Kara Derbentte öldürmüşler, işte delili sultanım dedi. Gömleği görünce beyler hüngür hüngür ağlaştılar, feryat figana girdiler. Bayındır Han der: Bre niye ağlıyorsunuz, biz bunu tanımayız, adaklısına götürün görsün, o iyi bilir, zira o dikmiştir, yine o tanır dedi.

Vardılar, gömleği Banu Çiçeğe ilettiler. Gördü tanıdı, odur dedi, çekti yakasını yırtı, acı tırnak ak yüzüne aldı çaldı, güz elması gibi al yanağını yırttı,

 

Vay göz açıp gördüğüm

Gönül verip sevdiğim

Vay al duvağımın sahibi

Vay alnımın başımın umudu

Han Beyrek

 

diye ağladı. Babasına anasına haber oldu, apalaca yurduna feryat figan girdi, ak çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrek'ten ümit kestiler.

Yalancı oğlu Yaltacuk küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu.

Beyreğin babası Pay Püre Bey de bezirganlarını çağırdı yanına getirdi, der: Bre bezirganlar varın, iklim iklim arayın. Beyreğin ölüsü dirisi haberini getirirsiniz belki der.

Bezirganlar hazırlık gördüler. Gece gündüz demeyip yürüdüler. Birdenbire Parasarın Bayburt Hisarına geldiler. Meğer o gün kafirlerin mukaddes günleri idi. Her biri yemekte içmekte idi. Beyreği de getirip kopuz çaldırıyorlardı. Beyrek yüce çardaktan baktı bezirganları gördü. Bunları gördüğünde haberleşti, görelim hanım ne haberleşti:

 

Der:

Düz engin havadar yerden gelen kervancı

Bey babamın kadın anamın hediyesi kervancı

Ayağı uzun koç ata binen kervancı

Ünümü anla sözümü dinle kemancı

Ulaş oğlu Salur Kazan'ı sorar olsam sağ mı kervancı

Kudretli Oğuz içinde Kıyan Selçük oğlu Deli Dündarı sorar

olsam sağ mı kervancı

Kara Göne oğlu Kara Budağı sorar olsam sağ mı kervancı

Ak sakallı babamı

Ak bürçekli anamı sorar olsam sağ mı kervancı

Göz açıp da gördüğüm

Gönül ile sevdiğim

Pay Piçen kızı Banu Çiçek evde mi kervancı

Yoksa kimseye vardı mı kervancı

Söyle bana

Kara başım kurban olsun kervancı sana

dedi. Bezirganlar der:

Sağ mısın esen misin canım Bamsı

On altı yılın hasreti hanım bamsı

Kudretli Oğuz içinde

Kazan Beyi sorar olsan sağdır Bamsı

Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar'ı sorar olsan sağdır Bamsı.

Kara Göne oğlu Budağı sorar olsan sağdır Bamsı

O beyler ak çıkardı kara giydi senin için Bamsı

Ak sakallı babanı

Ak bürçekli ananı sorar olsan sağdır Bamsı

Ak çıkarıp kara giydiler senin için Bamsı

Yedi kız kardeşini yedi yol ayırımında ağlar gördüm Bamsı

Güz elması gibi al yanaklarını yırtar gördüm Bamsı

Vardı gelmez kardeş diye feryad eder gördüm Bamsı

Göz açıp da gördüğün

Gönül verip sevdiğin

Pay Piçen kızı Banu Çiçek

Küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu

Yalancı oğlu Yaltacuğa varır gördüm Han Beyrek

Parasarın Bayburt Hisarından uçmağa bak

Ap alaca gerdeğine gelmeğe bak

Gelmez olsan Pay Piçen kızı Banu Çiçeği aldırdın belli bil

dedi. Beyrek kalktı, ağlaya ağlaya kırk yiğidin yanına geldi. Kaba sarığı kaldırdı yere çaldı, der: Hey benim kırk arkadaşım, biliyor musunuz neler oldu? Yalancı oğlu Yaltacuk benim ölüm haberini iletmiş, penceresi altın otağına babamın figan girmiş, kaza benzer kızı gelini ak çıkarmış kara giymiş, göz açıp da gördüğüm, gönül verip sevdiğim Banu Çiçek Yalancı oğlu Yaltacuğa varır olmuş.Böyle diyince kırk yiğidi kaba sarıklarını kaldırdılar yere çaldılar, böğüre böğüre ağlaştılar, feryat figan kıldılar.

Meğer kafir beyinin bir bekar kızı var idi. Her gün Seyreği görmeğe getirdi. O gün yine görmeğe geldi. Baktı gördü Beyrek müteessir olmuş. Kız der: Niçin müteessirsin hanım yiğit? Geldikçe seni şen görürdüm, gülerdin oynardın, şimdi noldun dedi. Beyrek der: Nasıl müteessir olmayayım? On altı yıldır ki babanın esiriyim, babaya anaya, akrabaya kardeşe hasretim ve hem bir kara gözlü yavuklum var idi. Yalancı oğlu Yaltacuk derler bir kişi var idi. Varmış yalan söylemiş, beni öldü demiş, ona varır olmuş dedi. Böyle söyleyince kız —Beyreğe aşık olmuştu— der: Eğer seni hisardan aşağı urgan ile sallandıracak olursam, babana anana sağlık ile varacak olursan beni burada gelip helallığa alır mısın dedi.


Beyrek and içti: Kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi kertmeyim, toprak gibi savrulayım. sağlık ile varacak olursam Oğuz'a gelip seni helallığa olmazsam dedi.

Kız da urgan getirip Beyreği hisardan aşağı sallandırdı. Beyrek aşağı baktı kendisini yeryüzünde gördü. Allah'a şükreyledi, yola düştü. Giderek kafirin at sürüsüne geldi. Bir at bulursam tutayım bineyim dedi. Baktı gördü kendisinin deniz tayı boz aygırı burada otlayıp duruyor. Boz aygır da Beyreği görüp tanıdı, iki ayağının üzerine kalktı kişnedi. Beyrek de övmüş, görelim hanım nasıl övmüş:

 
Der :

Açık açık meydana benzer senin alıncığın

İki gece ışık saçan tasa benzer senin gözceğizin

İbrişime benzer senin yeleciğin

İki çift kardeşe benzer senin kulacığın

Eri muradına yetiştirir senin arkacığın

At demem sana kardeş derim kardeşimden daha iyi

Başıma iş geldi arkadaş derim arkadaşımdan daha iyi

 

dedi. At başını yukarı tuttu, bir kulağını kaldırdı Beyreye karşı geldi. Beyrek atın göğsünü kucakladı, iki gözünü öptü. Sıçradı bindi, hisarın kapısına geldi. Otuz dokuz arkadaşım emanet etti, görelim hanım nasıl emanet etti:

 

Beyrek der:

Bre pis dinli kafir

Benim ağzıma söğüp duruyordun tahammül edemedim

Kara domuz etinden yahni yedirdin tahammül edemedim

Tanrı bana yol verdi gider oldum bre kafir

Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir

Birini eksik bulsam yerine on öldüreyim

Onunu eksik bulsam yerine yüzünü Öldüreyim bre kafir

Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir

dedi. sonra tuttu yürüyü verdi. Kırk kişi kafirler atlandılar, ardına düştüler. Kovalayıp gittiler yetişemediler döndüler.

Beyrek Oğuz'a geldi. Baktı gördü bir ozan gidiyor. Der: Bre ozan nereye gidiyorsun? Ozan der: Bey yiğit düğüne gidiyorum. Beyrek der: Düğün kimin? Yalancı oğlu Yaltacuğun dedi. Bre kimin nesini alıyor dedi. Ozan der: Han Beyreğin adaklısını alıyor dedi. Beyrek der: Bre ozan kopuzunu bana ver atımı sana vereyim, sakla, geleyim değerini getireyim alayım dedi. Ozan der: Avazım kısılmadan, sesim kalınlaşmadan bir attır elime geçti, götüreyim saklayayım dedi. Ozan kopuzu Beyreğe verdi.

Beyrek kopuzu aldı, babasının yurduna yakın geldi. Baktı gördü ki bir kaç çobanlar yolun kenarını almışlar ağlıyorlar, hem durmayıp taş yığıyorlar. Beyrek der: Bre çobanlar, bir kişi yolda taş bulsa yabana atar, siz bu yolda bu taşı niçin yığıyorsunuz? Çobanlar der: Bre sen seni bilirsin, bizim halimizden haberin yok dediler. Bre ne haliniz vardır? Çobanlar der: Beyimizin bir oğlu var idi, on altı yıldır ki ölüsü dirisi haberini kimse bilmez. Yalancı oğlu Yaltacuk derler, ölüsü haberini getirdi, adaklısını ona verir oldular, gelir burdan geçer, vuralım onu, ona varmasın, eşine dengine varsın dediler. Beyrek der: Bre yüzünüz ak olsun, ağanızın ekmeği size helal olsun dedi.

Oradan babasının yurduna geldi. Meğer evlerinin önünde bir büyük ağaç var idi. Dibinde bir güzel pınar var idi. Beyrek baktı gördü kim küçük kız kardeşi pınardan su almağa geliyor, kardeş Beyrek diye ağlıyor feryat ediyor, toyun düğünün kara oldu diye ağlıyor. Beyreğe müthiş ayrılık acısı çöktü, dayanmadı. boncuk boncuk gözünün yaşı akıp gitti. Çağırarak burada söyler, görelim hanım ne söyler:

Beyrek der:

Bre kız ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun ağabey diye

Yandı bağrım yakıldı içim

Senin ağabeyin yok mu olmuştur

Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür

Kara bağrın mı sarsılmıştır

Ağabey diye ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun

Yandı bağrım yakıldı içim

Karşı yatan kara dağı sorar olsam yaylak kimin

Soğuk soğuk sularını sorar olsam içme kimin

Tavla tavla koç atları sorar olsam binek kimin

Katar katar develeri sorar olsam yük taşıyıcı kimin

Ağıllarda akça koyunu sorar olsam şölen kimin

Karalı mavili otağı sorar olsam gölge kimin

Ağız dilden kız işi haber bana

Kara başım kurban olsun bugün sana

dedi. Kız der:

Çalma ozan söyleme ozan

Yaslı ben kızın nesine gerek

Karşı yatan kara dağı sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin yaylası idi

Ağabeyim Beyrek gideli yaylayanım yok

Soğuk soğuk sularını sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin içmesi idi

Ağabeyim Beyrek gideli içenim yok

Tavla tavla koç atları sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin bineği idi

Ağabeyim Beyrek gideli binenim yok

Katar katar develeri sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin yük taşıyıcısı idi

Ağabeyim Beyrek gideli yükleyenim yok

Ağıllarda akça koyunu sorar olsan

Ağabeyim Beyreğin şöleniydi

Ağabeyim Beyrek gideli şölenim yok

Karalı mavili otağı sorar olsan

Ağabeyim Beyreğindir

Ağabeyim Beyrek gideli göçenim yok

Yine kız der.

Bre ozan

Karşı yatan kara dağdan geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Taşkın taşkın suları aşıp geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Ağır adlı şehirlerden geldiğinde geçtiğinde

Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı

Bre ozan gördün ise söyle bana

Kara başım kurban olsun ozan sana

dedi. Kız gene der:

Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır

Ozan senin haberin yok

Gölgeli koca ağacım kesilmiştir

Ozan senin haberin yok

Dünyalıkta bir kardeşim alınmıştır

Ozan senin haberin yok

Çalma ozan söyleme ozan

Yaslı ben kızın nesine gerek ozan

önünde düğün var düğüne varıp öt

dedi. Seyrek bundan geçti, büyük kız kardeşlerinin yanına geldi. Baktı gördü kız kardeşleri karalı mavili oturuyorlar. Çağırıp Beyrek söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:

Sabah sabah yerinden kalkan kızlar

Ak otağı bırakıp kara otağa giren kızlar

Ak çıkarıp kara giyen kızlar

Bağır gibi katılaşan yoğurttan ne var

Kara saç altında kül ekmeğinden ne var

Deri yaygıda ekmekten ne var

Üç gündür yoldan geldim doyuran beni

Üç güne varmasın Allah sevindirsin sizi

 

 

(III hissə)





Diqqət! Ens.az saytına məxsus materiallardan istifadə edərkən hiperlinklə istinad edilməlidir. Mətndə səhv tapdıqda, onu seçib ctrl + enter düyməsini basaraq bizə göndərməyinizi xahiş edirik.


Android ƏS olan smartfonunuz varsa, xəbərləri daha rahat oxumaq üçün bu linkə keçərək Play Store mağazasından Ens.az proqramını endirib quraşdıra bilərsiniz.


VİDEO GALERİ
San Francisco temelli bir firmanın tavuk tüyünden laboratuarda yetiştirdiği tavuk eti
Emojilerle tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • anonymous user
    Yorumu gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE

X