Dünyanın Önde Gelen Haberleri ve Ansiklopedisi
Slimfit
  1. DİN

Gönlümüzün Baharı Kuran-ı Kerim

Gönlümüzün Baharı Kuran-ı Kerim
Sakura

Gönlümüzün Baharı Kuran-ı Kerim

Kur’an, kelime olarak, ‘okumak’ manasına gelen, “ harfleri ve kelimeleri birbirine eklenerek okunan şey” demektir.
Kur’an, Allah‘ın kelâmıdır; bu açıdan ezelîdir, yaratılmış değildir. Fakat vahyedilmiş, Hz. Cebrail (a.s) tarafından Allah ‘tan (cc) alınıp, Hz. Muhammed (s.a.v)’a getirilmiş haliyle harflerden ve seslerden oluşan, sûre ve âyetlerden bir araya gelen, dillerimizle okunan, korunan, Mushaflar da yazılıp ellerimizle dokunulan, kulaklarımızla işitilen ve gözlerimizle görülen ‘Kitap’tır. Cünüp ve abdestsiz olanların, Kur’an’ın yazılı olduğu kâğıtlar toplamı demek olan Mushaf’a dokunmaması gerekir. 
Kur’an, Allah‘ın en son peygamberi Hz. Muhammed s.a.v, vasıtasıyla insanlığa mucize derinlikli ve eşi benzeri olmayan bir mesajlar zinciridir. Bu mesaja kulak veren güzide insanların, Kur’an gönüllerinin baharı haline gelmiştir. “Allah‘ım !Kur’an-ı gönlümün baharı eyle” duası Efendimiz (sav)’ın biz ümmetine bırakmış olduğu bir mirastır. Acaba bu mirasın hakkını nasıl vermeliyiz, neden Kur’an- Kerim ‘i hayatımızın merkezine yerleştirmeliyiz? Bu soruları çoğalta bilir ve kendi nefsimize, alemlerimize sorabiliriz.
İlim mercekleriyle görürsün uzakları;
Fark eder ve seçersin, karalardan akları;
Hele ki; o şeytanın, kurduğu tuzakları;
An be an yakalarsın, Kur'ân'ı anladıkça...
Görüldüğü gibi: Kur’an‘ın mânâ enginliğini, üslup ve ifade zenginliğini, muhteva derinliğini anlatma konusunda biz kullar aciziz.
Kur’an ‘ı anlamak herkesin hakkı ve anlatmak da doğru bilenlerin vazifesidir. Bilmeyenler her zaman onu anlama peşinde olmalı, bilenler de bütün idraklarını, manevi güçlerini harekete geçirerek onu doğru yorumlayıp doğru ifade etmede kullanmalı ve onun anlaşılmasını daha bir yaygınlaştırmalıdırlar. Onu anlamak hem bir vazife hem de bir kadirşinaslık; anlatmaksa onun nuruna muhtaç gönüllere saygı ve vefanın ifadesidir.
Dünya hayatı bizleri kendi yoğunluğu ve olumlu olumsuz sürprizleri içinde bazen çıkılmaz hale koyuyor. Enerjimizi tüketip bizleri yorgun düşürüyor. Oysaki enerjiye, dinamik olmaya çok ihtiyacımız var. Bu ihtiyaçlar içinde imdadımıza kelamların en güzeli Kur’an imdadımıza yetişiyor. “Elif Lâm Râ. Bir Kitap ki, insanları Rabblerinin izniyle her türlü (zihnî, kalbî, içtimaî, iktisadî ve siyasî vb.) karanlıklardan nûra, Azîz (izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip), Hamîd (hakkıyla hamde ve övgüye lâyık) Olan’ın Yolu’na çıkarasın diye onu sana indirmekteyiz.” İbrahim,1
“Ey insanlar! Şurası bir gerçek ki, size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa ve mü’minler için her bakımdan hidayet kaynağı ve tam bir rahmet geldi.” Yunus, 57
Kur’an-ı Kerim, kul ile Rabbi arasında gözle görülmeyen bağdır. Öyle bir bağ ki, ayetler ve anlamlar arasındaki ilişkiler ruhun yapısına sirayet eder. Ruh aldığı bu manevi doygunluğu insanın cismine yansıtır. Aişe annemize efendimizin ahlakı ile ilgili soru sorulunca: “Onun ahlakı Kur’an’dı” der. Bir yönüyle insan yürüyen, uçan, yüzen bir Kur’an seviyesine, alayı illiyine yükselebilir. Güneşleri gölgede bırakacak bir ışık olup en koyu karanlıkları, yürekleri, vicdanları, ruhları, beyinleri nurla aydınlatma imkanını bulabilir ve ebedi cennetlere pervaz edebilir. Özetin özeti: Mesele laf üretmek olmamalı, laf üretmede dünyada fakir kimse yok,lakin yaşama ve yaşatmaya gelince sınıfı geçen çok az kişi oluyor.
Hadîs-i şerîfte buyrulur:
“Kur’ân oku­yu­nuz… Çünkü Allâh, içinde Kur’ân bulunan bir kalbe azâb etmez…” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1), 
Maddi ve manevi şifa kaynağı olan bu ezeli Kelam, insanın manevi hastalıklarını tedavi eder ve onu olması gereken kıvama koyar.
İnsan denilen muamma; yalnızlık, değerlilik duygusunu içinde barındırır. Bu iki duyguyu Kur’an tedavi eder ve insanı olgun iradeyi kazanmasına sebep olur. Yüce Allah biz kullarını kendisine muhatap almıştır. Kur’an okuyan kişi bunun şuurunda olduğu için yalnızlık duygusuna kapılmadan, kendisine değerlilik duygusunu kazandırmış olur. Nasıl kendisini yalnız hisseder ki? “(Ey Rasûlüm,) kullarım sana Ben’den sorduklarında, (bilsinler ki) Ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin duasına cevap veririm. Onlar da Benim çağrıma müsbet cevap versin ve Bana hakkıyla iman etsinler ki, zihnen ve ruhen kemâle ulaşma yoluna girmiş olsunlar.” Bakara ,186 Ayeti kerimesi O’nun (c.c)’nün yakınlığı ifade ediliyor. Öyleyse Ulu dergahta el açıp dua edelim. Ey yalnızların, gariplerin sahibi diyerek iki büklüm olalım, olalım ki Süphanallah imdata yetişsin... 
Dua, bir bakıma ibadetin ve insanlığın özü, hatta bütünü gibidir. Her hangi bir dileğe ulaşmak için el açarak yapılan sözlü dualara mutlaka cevap verilir. Fakat cevap verme, her zaman istenilenin aynen verilmesi değildir. Bazen de duanın karşılığı dünyada verilmez, Ahiret’te bırakılır…
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. 
Ashâb-ı kirâm:
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)
Bu ayet ve hadislerden yola çıkarak bize lütfedilen ömrümüzü “ Kur’an yörüngeli bir hayat” haline getirmemiz lazım. Kur’an yörüngeli  hayat; disiplinli hayat, kolay, sonsuz mutlulukları içeren çift çekirdekli cennet  hayatı demektir. Bu disiplin insanı her gününe yenilikler katar ve iki kanatlı bir melek misali haline getirir,hatta onu da geride bıraktırır…
Kur’an’laşan hayat sadece bireyin kendisi ile yeterli kalmaz; bu hayatı hane sakinlerine, konuk komşuya, geniş çevreye de yansıtır. Küçük yaşta öğrenilen bilgilerin etin kemiğe bürünmesi gibi kalıcı olur. Bu konuda Allah Rasulü bizleri şöyle yönlendiriyor: “Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)”  (Ali el-Müttakî, I, 532)
Dünyayı istersen Kur'an'a sarıl 
Ukbâyı istersen Furkan'a sarıl 
Kur'an'dan aldığın irfana sarıl 
Başka bir vâdiye sen akma kardeş
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)
Kur’an okumak insanın kendisine yaptığı en olumlu telkindir. Allah ( cc)’nün Rahman ve Rahimliğini her süre başında Besmelede görüyoruz ve okuyoruz. Devamlı tekrar eden Allah ‘ın bu ismi Şerif’leri bizlere merhametli olmaya telkin eder. Ayetlerde geçen istiğfar, sığınma ayetleri de bizlere bağışlamayı telkin eder.  Aynı zamanda Kur’an-ı Kerimdeki harf düzeni okuyana hızlı okuma becerisini kazandırır. Asrın hastalığı olan dikkat dağınıklığını tedavi eder. Kur’an ezberinin hem beyne hem de ruha muazzam faydaları vardır. Unutkanlık hastalığını tedavi eder ve insanın psikolojik olarak kendisini daha rahat, huzurlu hissetmesine vesile olur…
Büyük şair Mehmet Akif:   
İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetler de
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan kuranın
Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın
Ya açar nazmı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına
İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.
Kur’an-ı Kerim’in kapısını ısrarla çalmalıyız. Bu kapıyı durmadan çalarsak kendisini bize açacak ve bizleri Kur’an ehli kıvamına getirecektir. Bir hadisi şerifte: “ Siz Kur’an okumazsanız Kur’an size küser.” Buyuruluyor.
Madem ki, Kur’an bize sunulmuş muhteşem bir arkadaştır, o halde bize düşen bu yüce Kelamı okuyup, istidadımız nispetinde ondan istifade etmeliyiz…Zaman geçtikçe Kur’an gençleşir hakikatine nail olalım kıymetli mü’minler.

Bu yazıyı Sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz :

 

 

Kaynak : Konularla İslamiyet

Makaleni beğendinizmi? Sosyal medyada takip edin!

Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır.

Sakura

San Francisco temelli bir firmanın tavuk tüyünden laboratuarda yetiştirdiği tavuk eti

Editörün Seçimi