22 Şubat 2020 Cumartesi
.
Adana
.
chevron_left chevron_right
EDEBİYAT

Mehmet Akif Ersoy - Hasta

Mehmet Akif Ersoy - Hasta

172 Gösterim
Mehmet Akif Ersoy - Hasta

"Vak’a Halkalı Zirâ’at Mektebi’nde geçmişti"
 
- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz; 

Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz. 
Sade bir nezle-i sadriyyemi illet ? (1) Nerede? 
Çocuğun hali fenalaştı son günlerde, 
Ameliyata çıkarken sınıf on gün evvel, 
Bu da gelmez mi ? Dedim "Kim dedi, oğlum sana gel? 
Nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan; 
Hadi yavrum , hadi söz dinle de bir parça uzan." 
O zamandan beridir za'fi terakki ediyor; 
Görünen : bir daha kalkınması artık pek zor; 
Uyku yokmuş ; gece hep öksürüyormuş; ateşin 
Oluyormuş biraz dindiği 
  
- Ben zaten işin, 

Bir ay evvel biliyordum ne vahim olduğunu 
Bana ihtara ne hacet , a beyim. Simdi bunu ? 
Maamafih yeniden bakalım dikkatle: 
Hükmü kat' i verelim, etmeye gelmez acele. 
  
- Çağırın hastayı gelsin. 
  
- Kapının perdesini, 
  
Açarak girdi o esnada düzeltip fesini, 
Bir uzun boylu çocuk.. Lakin o bir levha idi..! 
Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi, 
Rengi uçmuş yüzünün , gözleri çökmüş içeri. 
Elmacıklar iki baştan çıkıvermiş ileri. 
O şakaklar göçerek cepheyi yandan sıkmış; 
Fırlamış alnı , damarlarla beraber çıkmış, 
Bet-beniz kül gibi olmuş uçarak nur-i şebâb; 
O yanaklar iki solgun güle dönmüş , bitâb ! 
O dudaklar morarıp kavlamış artık derisi; 
Uzamış saç gibi kirpiklerinin her birisi! 
Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bağrı; 
İki değnek gibi yükselmiş omuzlar yukarı. 
  
- Otur oğlum seni dikkatlice bir dinleyelim … 
  
Soyun evvelce , fakat … 

- Siz soyunuz yok halim! 

Soydu bîçâreyi üç-beş kişi birden , o zaman 

Aldı bir heykeli uryân-i sefalet meydan (2) 
Yok bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti : 
" Bakmasak hastayı nevmid ederiz belki " diye; 
Çocuğun göğsüne yaklaştım biraz dinlemeye: 
Öksür Oğlum … Nefes al…Oldu , giyin; 
Bakayım nabzına... A’ la... Sana yavrum, kodein 
Yazayım , öksürüyorsun, O , keser, pek iyidir… 
Arsenik hapları al , söylerim eczacı verir. 
Hadi git, kendine iyi bak… 
  
- Nasıl ettin doktor ? 
  
- Edecek yok , çocuk artık yola girmiş, gidiyor ! 
  
Sol taraftan rienin zirvesi (3) tekmil çürümüş; 
Hastalık seyr-i tabiisini almış yürümüş. 
Devri salisteki asarı o mel'un marazin (4) 
Var tamamıyle , değil hiçbir eksik arazin. 
Bütün a'raz, sehikiyle, zefiriyle…(5) 
  
- Yeter ! 

Hastanın çehresi meydan da ! İnsanda meğer 
Olmasın his denilen şey.. O değil , lakin biz 
Bunu " Tebdil-i hava " derde nasıl göndeririz ? 
Surda üç-beş günü var.. Gönderelim Yolda ölür…. 
" Git ! " demek , hem, düşünürsek ne büyük bir zuldür ! 
Hadi göndermeyelim .. Var mı fakat imkanı ? 
Kime dert anlatırız ? Bulsan a derdi anlayanı ! 
  
- Sözünüz doğru , Müdür bey ; ne yapıp yapmalı ; tek 

Bu çocuk gitmelidir. Çünkü eminim , pek pek , 
Daha bir hafta yasar , sonra sirayet de olur ; 
Böyle bir hastayı gönderse de mektep ma'zur. 
  
- Bir mübaşşir çağırın. 
  
- Buyrun efendim. 
  
- Bana bak : 
  
Hastanın gitmesi herhalde muvafık olacak. 
" Sana tebdil-i hava tavsiye etmiş doktor. 
Gezmiş olsan açılırsın.." diye bir fikrini sor. 
" İstemem !" de o fakat dinleme , iknaa çalış ; 
Kim bilir , belki de biçare çocuk anlamamış ? 
  
- Şimdi tebdil-i hava var mı benim istediğim ? 

Bırakın halime artık beni , rahat öleyim ! 
Üç buçuk yıl bana katlandı bu mektep , üç gün 
Daha katlansa kıyamet mi kopar ? Hem ne içün 
Beni yıllarca barındırmış olan bir yerden. 
" Öleceksin !" diye koğmak ? Bu koğulmaktır. Ben , 
Kimsesiz bir çocuğum nerde gider yer bulurum ? 
Etmeyin sokaklarda perişan olurum ! 
Anam ölmüş babamın bilmiyorum hiç yüzünü ; 
  
Sanki atideki mevhum refahım giderek, 
Onu çalkandığı hüsranlar , içinden çekecek ! 
Kardeşim kurduğun amali devirmekte ölüm ; 
Beni göm hurfe-i nisyana , (6) ben artık öldüm ! 
Hangi bir derdim için ağlıyayım , bilmiyorum. 
Döktüğüm yaşları çok görmeyiniz ; mağdurum ! 
O kadar sa'y-i beliğin (7) bu sefalet mi sonu ? 
Biri evvelce eğer söylemiş olsaydı bunu , 
Çalışıp ömrümü çılgınca heba etmezdim, 
Ben bu müstakbele mazimi feda etmezdim! 
Merhamet bilmeyen insanlara bak , Yarabbi , 
Koğuyorlar beni bir sail-i avere (8) gibi ! 
  
- Seni bir kerre koğan yok, bu sözün pek haksız. 
" İstemem yollamayın " dersen eğer, kal, yalnız.. 

Hastasın.. 

- Hem Verem'im! Söyle, ne var saklayacak ! 
  
- Yok canim , öyle değil… 

- Öyle ya herkes ahmak, 

Bırakırlar mi , eğer gitmemiş olsam acaba? 
Doğrudur gitmeliyim.. Koşturunuz bir araba. 
Son sınıftan iki vicdanlı refikin koluna 
Dayanıp çıktı o biçare , sefalet yoluna. 
Atarak arkaya bir lemba-i lebriz-i elem , 
Onu teb'id edecek paytona yaklaştı " Verem"! 
Tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini, 
Öptüler girye-i matem (10) dökerek gözlerini; 

- Çekiver doğruca istasyona …. 

- Yok, yok, beni ta, 

Götür İstanbul’a bir yerde bırak ki; guraba, 

- Kimsenin onlara aldırmadığı bir sırada - 
Uzanıp ölmeye bir şilte bulurlar orada!





Dikkat! Ens.az sitesine ait materyalleri kullanırken köprüye başvurmalısınız. Metinde bir hata bulursanız, lütfen onu seçin ve ctrl + enter tuşlarına basarak bize gönderin.


Bir Android OS akıllı telefonunuz varsa, haberleri daha kolay okumak için bu bağlantıya gidin. Ens.az ı mağazadan indirip kurabilirsiniz.


Etiketler:
VİDEO GALERİ
San Francisco temelli bir firmanın tavuk tüyünden laboratuarda yetiştirdiği tavuk eti
Emojilerle tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • anonymous user
    Yorumu gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE