Ens.az
13 Kasım 2019 Çarşamba
.
26
Adana
.
chevron_left chevron_right
TARİH

Mustafa Kemal Atatürk - TBMM 1.Dönem 3.Yasama Yılı Açılış Konuşması 1 Mart 1922 (II hissə)

Mustafa Kemal Atatürk - TBMM 1.Dönem 3.Yasama Yılı Açılış Konuşması 1 Mart 1922 (II hissə)

94 Gösterim
Mustafa Kemal Atatürk - TBMM 1.Dönem 3.Yasama Yılı Açılış Konuşması 1 Mart 1922 (II hissə)

Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Sovyet Cumhuriyetleriyle Moskova antlaşmasının esasları içinde, Kars'ta 13 Ekim tarihli antlamayı imzaladık.

Bu antlaşma, Doğuda hukuki bir biçim alan fiili durumumuza Sevr Antlaşmasının uygulanamaz olduğunu gösteren bir olaydır. (Şiddetli alkışlar)

Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar) Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri memnuniyetle yeniden kuruldu.

Ukrayna Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti ile de 2 Ocakta, Ankara'da yine Moskova Antlaşması esasları içinde bir antlaşma imzaladık. Bu antlaşmayı imzalamak üzere, şehrimize gelen olağanüstü delege ve değerli asker: Frunze yoldaşın pek içten ve dostça davranış ve tutumuyla, aramızda ne kadar iyi bir izlenim ve anı bırakmış olduğunu söylemek isterim. (Alkışlar)

Kars Antlaması hükümlerine göre, antlaşmayı yapan taraflar arasında ticari ve ekonomik ilişkişlerin kurulması ve bir konsolosluk antlaşmasının imzalanması için, Tiflis'e bir kurul gönderdik. Bu kurul halen Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan cumhuriyetlerinin delegeleri ile görüşme yapmaktadır. Tarafların yararına uygun kararlar kabul edilerek, görüşmelerin yakında iyi bir şekilde sona ereceğini ümit etmekteyim.

Rusya Şuralar Cumhuriyetinin değerli temsilcisi olarak, Ankara'da bulunan Aralov yoldaşın..... (Alkışlar) Büyük Millet Meclisine hitaben gönderdiği mektupta yer alan konulardan memleketimiz hakkında beslediği sevgi ve samimi duyguları öğrenmiş oldunuz.

Azerbaycan Sovyet Cumhuriyetinin sevimli temsilcisi İbrahim Abilof Beyi ise...... (Alkışlar) geçen yazdan beri Ankara'da aramızda görmekle memnunuz. Rusya Sovyet Cumhuriyetine müttefik devletlerden Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti de Ankara'ya haberciler göndererek, mevcut antlaşma bağlılığını (Alkışlar) şeklen de tespitini arzu etmiş, bu arzusunun yerine getirilmesi tarafımızdan sevinçle çabuklaştırılmıştır.

Buhara'ya bu günlerde önemli devlet adamlarımızdan bir zatın başkanlığında bir elçilik heyetimiz gitmek üzeredir.

Rusya Şuralar Cumhuriyeti ve müttefikleriyle en iyi ilişkileri kurup, iyi bir şekilde devam ettiğimiz gibi, bizimle aynı durumda ve dert ortağı olan Doğu İslâm devletleriyle de, mevcut iyi ilişkilerimizin kuvvetlendirilmesini bir amaç olarak kabul ettik. (AIkışlar)

Bu amaca doğru yürürken, ilk antlaşmayı Afganistan İslâm Hükümeti ile 1 Martta Moskova'da imzaladık. (Alkışlar) Bu antlaşmanın uygulanmasından olmak üzere, Afganistan geçen yaz Ankara'ya hir elçi gönderdi. Bu kardeş devletin elçisi Sultan Ahmet Han...... (Alkışlar) Ankara'da hepimizin kalplerinin sevgilisidir. Afganistan’da bir temsilcimiz mevcuttur. Ünlü devlet adamlarından birinin başkanlığında bir elçilik heyeti de bu gün Kâbil'e doğru yola çıkmak üzeredir. Şevketlü (Azametli, heybet sahibi) Afgan Emiri Hazretleri tarafından Büyük Millet Meclisi Başkanlığına hitaben bütün Türkiye halkına gönderilen soyluluk ve içtenlikle dolu değerli ve zarif mektupların da prenslik zamanından beri (ki birkaç gün önce huzurunuzda okunup hep birlikte ve hararetle alkışlanmıştı) Afganistan'la Türkiye arasında mevcut dostluk ilişkilerini bir kat daha sağlamlaştırmıştır.

İran İslâm Hükümeti ile de yerleşmiş bulunan iyi ilişkilerimizi bölge barışı ile pekiştirmek en büyük amacımızdır. İran Devleti Fahimesi (Çok kuvvetli, itibar ve nüfus sahibi - Şah) tarafından Ankara'ya bir elçi gönderilmiş olduğunu haber aldık. Elçinin gelişi ile ilişkilerin sağlamlaştırılması için bütün önlemlerin tarafımızdan alınacağı şüphesizdir. (İnşallah sesleri)

Sonuç olarak, Rusya ve Doğu devletleriyle ilişkilerimizin bu günkü durumu, dünyanın ekonomik ve politik durumundan doğan değişmesi mümkün olmayan birtakım tabii nedenlerin etkisinde hepimizin yararına, emeline uygun bir biçimde gelişmekte ve sağlamlık kazanmaktadır. (Sürekli alkışlar)

Bu yıl doğu devletleriyle olan ilişkilerimizde daha önceki yıla oranla, daha iyi gelişmeler bekliyoruz.

Efendiler,

Ülkemizin gerek politik gerek ekonomik ölüm hükmünü ilan eden Sevr Antlaşmasının uygulanmasına engel olmak üzere, ulusumuzun girişmek zorunda kaldığı kararlı mücadelesi karşısında, o antlaşmanın bize zorla kabul ettirilemeyeceğini birçok kanlı mücadelelerden sonra anlayan İtilâf devletleri, bizi Londra'ya davet etmişlerdi. Pek az süre önce asi sayılan Hükümetimizin böyle bir konferansa resmen davet edilmesi, ulusumuz yönünden önemli bir siyasi başarıdır. Bu davet Sevr Antlaşmasının fiilen ve hükmen yok olduğunu göstermesi dolayısıyla da, giriştiğimiz bu mücadele yolunda, başarıyla bir aşamaya ulaştığımızı görmekteyiz. Milli Misakımız içinde akdedilebilecek bir barışı imzalamaya hazır olduğumuzu bütün dünyaya göstermek amacıyla katıldığımız bu konferanstan hiçbir sonuç çıkmadı. Londra Konferansı görüşmeleri sırasında ne kadar anlaşmaya yatkın hareket ettiğimizi hepiniz biliyorsunuz. Belki, olayı silah kuvvetiyle çözümleyebileceğini zanneden Yunanistan anlaşmaya yanaşmadı. (Kahrolsun sesleri)

Geçen yıl - Fransızlarla esirlerin değiştirilmesi hakkında başlatılan ve iyi bir şekilde sonuçlandırılan görüşmeler, Ankara'da imzalanan Türkiye - Fransa anlaşması ile sona erdi.

Efendiler,

Bu anlaşmanın genel ve temel bir önemi vardır ki, o da bununla Sevr Antlaşmasını sağlayan İtilâf devletlerinin önemli bir taraftarı olan Fransa'nın adı geçen antlaşmanın uygulanmasının mümkün olmadığını fiilen ve hukuken kabul etmiş olmasıdır. (Alkışlar) Bu anlaşma ile yüksek manevi değer taşıyan bazı haklarımızı kazanmış olmakla birlikte, vatanın aziz bir parçasını da kurtarmış olduk. Üç yıldan fazla süren bir ayrılıktan sonra, ana vatana kavuşan bu bölgenin, gerçek sahibine geri verilmesini kabul edemeyen bazı düşmanlarımız oralarda karışıklık çıkarmaya uğraştıkları halde harcadıkları çabalar tamamen boşa çıkmıştır. Teslim etme ve teslim alma tam bir düzen içinde yapılmış ve sonuçlandırılmıştır. Ankara Anlaşmasının ardından Fransa Cumhuriyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında siyasi ilişkiler kuruldu ve hükümetimizin temsilcisi Paris'e gönderildi.

İngilizlerle bu güne kadar aramızdaki tek olumlu olay kendileri tarafından tutuklanıp Malta'ya gönderilmiş bulunan vatandaşlarımızı kurtarmak olmuştur.

İtalya hükümeti her ne kadar Ankara'ya bir görevli göndermiş ise de, ilgili kişi resmi görüşmelerde bulunmak yetkisine sahip değildi.

Efendiler,

Geçen yılın olaylarını açıklarken dış politikamızın ana hatlarını da bir dereceye kadar açıklamış olduğumu zannediyorum. Bu hatlar basit, doğru ve açıktır.

İç politikamızda olduğu gibi, dış politikamızda da ana amacımız Misakı Milli hükümlerini içermektedir. (Alkışlar) Ve Misakı Milliyi kabul ederek, maddi ve manevi alanda tam bağımsızlığımızı kabul edenleri derhal dost kabul ederiz. Tam ve gerçek bağımsızlığımızı açık ve samimi şekilde ilk önce kabul ederek, bize barışma elini uzatan Rus Şuralar Cumhuriyeti ile dostluk bağlarımızın kuvvetlendirilmesi dış politikamızın temelidir. (Sürekli şiddetli alkışlar) (Çok doğru, yaşasın dostlarımız sesleri)

Bu temel tam bağımsızlığımızı kabul edecek herhangi bir devletle ilişki kurmamıza tabii ki engel olamaz.

Efendiler,

Dış politikamızda dost bir devletin hukukuna saldırı yoktur. Ancak hakkımızı, hayatımızı, ülkemizi, namusumuzu koruyoruz ve koruyacağız. (Evet sesleri ve şiddetli alkışlar)

Medeni dünyanın uluslararası ilişkilerde de ortaya attığı yüce, asil düşünce ve arzunun bir özeti demek olan «Her milletin kendi geleceğine kendisinin egemen olması hakkını biz yer yüzünde yaşayan milletlerin hepsine tanıyoruz. Bizim de bu hakkımızın kayıtsız şartsız tanınmasını istiyoruz.»

Bu meşru ve haklı isteğimizi tanımamak yüzünden akan ve akacak olan kanların sorumluluğu şüphesiz sebep olanlara ait olacaktır. (Kahrolsun sebep olanlar sesleri) Bizi milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. (Alkışlar) Milli davamız bizim hayatımızdır. Hayatına son verilmek istenen en zayıf yaratığın bile bu harekete karşı isyan ve nefretle, son nefesine kadar kendisini korumaya çalışmasından daha tabii bir şey yoktur. (Bravo sesleri) Kaldı ki, bizim uIusumuzun kararlılık ve inancında, mücadele yeteneğinde ve kudretinde en küçük bir zayıflama yoktur. (Yoktur sesleri) Tam tersine, her geçen gün sağlamlık derecesini artırmaktadır. (Şüphesiz seleri) Ülkemizin ekonomik kaynakları bütün dünyanın dikkatini çekecek verime ve zenginliğe sahiptir. Halkımızın çiftçi olması, topraklarımızın dünyanın en bereketli topraklarından bulunması, maddi hayat için korku duyulacak hiçbir konu bırakmamaktadır.

Ordumuz her gün bir kat daha gelişmekte, varlığımızı, milli bağımsızlığımızı ve ülkemizi güvenle korumayı üstlenmektedir. (Alkışlar)

Düşmanlarımız bizi, zorlayıcı önlemler uygulayacakları tehdidi ile bağımsızlığımızı güvenceye almayan şartlar içinde barış yap tırmaya zorlayabileceklerini sanıyorlarsa bunda çok aldanıyorlar. (Alkışlar) Düşmanlarımız, Türkiye halkının kutsal varlığını korumak için giriştiği savaşta yorgun düştüğünü sanıyorlarsa, bunda çok aldanıyorlar. (Alkışlar, asla sesleri)

Düşmanlarımız, bizim şimdi ve sonra tutsaklığa düşmemize neden olacak şart ve kayıtları reddetmede duraksama göstereceğimizi sanıyorlarsa, bunda daha da çok aldanıyorlar. (Sürekli alkışlar) Düşmanlarımızın bu gizli arzularından henüz kurtulamamaları, hâlâ çevrelerindeki gerçekleri görememelerinden kaynaklanıyor.

Efendiler,

Bilirsiniz ki, ana sınırı bütün dünyaca bilinen milli davamızı Avrupa'da savunmak ve insanlıkla karşı karşıya bu davayı bir daha doğrulamak ve kabul ettirmek üzere Dışişleri Bakanımız İstanbul üzerinden Avrupa'ya gönderilmiştir.

Efendiler,

İstanbul, büyük Peygemberimizin özel ilgi gösterdiği, Eba Eyyubi Ensari Halid Hazretlerinin (Eyüp Sultan hazretleri) on dört yüzyıldan beri mezarının bulunduğu ve manevi gözetimi altında tuttuğu bir şehirdir. Beş yüzyıl boyunca Türkiye'nin başkenti olmuş bir şehirdir. (Yine olacaktır sesleri) Milletimiz bu gönül alan şehirde beş yüzyıl yüce hilâfet makamını korumaktadır.

İstanbul şehri, milletimizin sonsuz çalışma özverisi sonucu olarak elde edilen Allah'ın bir lütfudur. Doğrusu milletimizin maddi ve manevi varlığını yücelten anıtlar ve kuruluşlar ve medeni eserler İstanbul'da yoğunlaşmıştır.

Ulusumuz, ülkenin tümünün zararına olarak, bütün varını yoğunu, en büyük çaba ve yardımlarını can evi kabul ettiği bu şehirden esirgememiş ve hatta gereksiz yere harcamıştır. Bundan dolayı İstanbul bizce çok değerlidir, çok önemlidir. Bunun içindir ki, İstanbul şehrinin güvenliğinin her türlü bozulmadan korunması ile ilgili ilke, Misakı Millimizin dördüncü maddesinde en kuvvetli amaçlarımızdan birini oluşturmaktadır. (Alkışlar) Bu gün düşman işgali altında bulunmak felâketiyle ağlayan bu talihsiz şehir halkının, bu bizim aziz kardeşlerimizin, milli davamıza olan ilgi ve ilişkilerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine gönülden bağlılıklarını, hiçbir kuvvetten yılmayarak açığa vurmakta ve kabul ettirmekte gösterdikleri maddi ve özellikle manevi özveriyi takdir ederek anarım. (Alkışlar)

Bu değerli kardeşlere içinde bulundukları talihsiz günlerin, uzak olmayan kurtulma günleri karşısında sonsuzluğa dek ölüme mahkum olacağını hatırlatırım. (İnşallah sesleri) Bu noktada bir an duralamaya mecburum. Zira bütün millete, bütün dünyaya gerçek olan bir durumu bildirmek gereğini hissettim.

Efendiler,

Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türkiye'nin ve Türkiye halkının geleceğini ve bağımsızlığını sağlamaya çalışıyor. Çünkü Türkiye'nin asıl sahibi, meşru sahibi ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının arzu ve kesin iradesi bu yoldadır. (Evet, evet sesleri) Bu yüce milli iradenin karşısında harekete cesaret gösterenler ve girişimde bulunanlar ulusa karşı asi, serkeş ve haindirler. (Bravo sesleri ve alkışlar) Bu gibi günahkârlar, şimdi ve sonra milli iradenin adaletinden kendilerini kurtaramazlar. (Bravo sesleri) Bunun için, İstanbul'da bazı devlet adamlarının ve sarayın Türkiye Büyük Millet Meclisinin durumuna ve çalışmalarına zarar verici ve engelleyici tutumlarından sakınmalarını beklemekteyim. (Bravo sesleri)

Efendiler,

Milli davamızla ilgili olması nedeniyle bu günkü durumumuzla ilgili bulunan Balkan devletlerinden de biraz söz etmek isterim. Bu günkü dünyanın genel politik durumunun etkisi altında, Bulgaristan hükümetinin suskun ve hareketsiz kaldığı görülüyor. Fakat, Bulgar halkının hayati yararlarının Türkiye ile ortak olduğu bilincinde bulunduğundan eminim. Bulgaristan'ın şimdi veya sonra bu yakınlığın gereğini yapacağına inanıyorum. Türkiye dostluğunun kendilerine sağlayacağı büyük yararlardan Bulgarların uzak kalacakları beklenemez.

Arnavutluk hükümetine gelince: Bu İslâm hükümeti halkı ile yüzyıllarca beraber yaşadık. Uzun süre kendileriyle hayatlarımızı birleştirdik ve alın yazılarımız bir idi. Aynı dinden olan bu halk ve hükümetin, varlığını koruması ve mutluluğunu sağlaması için bize bağlı olduğu gerçeğini anlaması gereklidir. Bu günkü güç durumlarının doğuracağı acıklı zorunlu hallerden kurtulmaları için önlemler alınacaktır. Bunu kuvvetle ümit ederim.

  1. Dünya Savaşından sonra Yugoslavya devleti şekline dönüşen eski Sırbistan'da önemli bir İslâm çoğunluğu bulunmaktadır. Bundan başka, bu devletin hayati yararları ile ilgili hedefler vardır ki, bu hedefler, bu gün bize saldıran düşmanın elindedir. İşte bu noktalar incelenmesi gerekli bir durum yaratmaktadır. Bu hükümet içinde bulunan dindaşlarımızın bu günkü durumumuza ilgisiz ve seyirci gibi kalmakta devam edecekleri beklenemez.

Efendiler,

Dış faaliyetler konusundaki konuşmamı tamamlamak için hepinizce duyulan ve nitelikleri az çok bilinen birkaç genel politik olayı yalnız hatırlatmakla yetineceğim.

Deniz kuvvetlerinin silahlandırılmasının kayıtlanması, İngiltere - Japonya antlaşmasının feshi, Çin'de açık pazar politikasını görüşmek üzere yapılan Washington konferansı, Amerika - İngiltere - Japonya ve Fransa arasında dörtler anlaşmasına neden oldu.

Çin'de bütün devletlerin serbest ticaret yapabileceklerinin ilanı, çok önemli bir noktadır. Bununla Avrupa devletlerinin Uzak Doğuda şimdiye kadar uyguladıkları nüfuz bölgeleri ve memleket istilâsı politikalarından vazgeçtikleri anlaşılıyor. Yakın Doğu'da aynı politikayı uygulamaya karar vermekten daha doğru bir yol olamaz.

Cannes'da yapılan konferans, Avrupa'nın onarımı ve canlandırılması adını verdikleri sorunun çözümlenmesini ve İngiltere ile Fransa arasında bulunan bazı sorunların kaldırılmasını amaçlıyordu. Fakat, Fransa Cumhuriyeti Başbakanı Mösyö Brian'ın istifaya mecbur olmasıyla konferans sonuçlanmadan dağıldı. Bu onarım ve canlandırma sorununun ortaya atılmasında İngiltere'de bulunan milyonlarca işsizin etkisi olmuştur. Bu işsizliğin doğuracağı bunalım nedeniyle İngiltere açık pazarlar bulmak zorundadır. Bunun için İngiltere'nin ilk düşüncesi Almanya ve Rusya olmuştur. Bundan dolayı Almanya'nın ve Rusya'nın ekonomik durumları ve bu durumlarla İngiltere'nin kuracağı ilgiler ve ilgilerin doğuracağı politik ilişkiler başlı başına görüşülmeye değer sorunlardır.

İngiltere'nin Almanya'dan yararlanma zorunluluğu, Almanlar lehinde borçların ertelenmesi sorununu doğurdu. Bundan da İngiliz, Fransız garanti antlaşmasının yapılması gereği ortaya çıktı. Borçların ertelenmesi sorunu tamamen kesin sonuca erişmiş sayılamayacağından Cenova Konferansına ertelenmiştir. Cenova Konferansına zaten Cannes Konferansı sebep olmuştur.

Mart başlarında toplanmak üzere davet olunacağı söylenmiş olan bu konferansa (Türkiye dışta bırakılmak üzere) bütün Avrupa devletleri davet olunmuştur..... Türkiye'nin katılmasını sağlamak için Paris temsilcimiz kanalı ile girişimde bulunduğumuz gibi, dostumuz Rus Şuralar Cumhuriyetinin de bu konuda girişimleri olmuştur. Amerikalılar katılmayı kabul etmemiştir.

Alalbildiğimiz bilgilere göre İngiltere - Fransa garanti antlaşması, Almanya tarafından Fransa topraklarına kışkırtma olmadan bir saldırı olursa, İngiltere'nin deniz ve kara kuvvetleri ile Fransa'ya yardım etmesini öngörmektedir.

Efendiler,

Bu anlaşma belgesindeki (kışkırtma olmadan) kaydı gerçekten varsa önemle araştırılması, incelenmesi gerekir. Çünkü dünyada, gereklilik ve kışkırtmanın tarifi, sınırlandırılması ve nitelendirilmesi yapılmamıştır. Herhangi bir işlem düşünceye göre olumlu veya olumsuz yorumlanabilir.

Efendiler,

Son zamanlarda bir Doğu Sorunu Konferansı da konu edildi ve edilmektedir. Bir konferansın ne dereceye kadar ciddi amaçlarla ve ne zaman toplanacağı hakkında henüz güvenilir bir belirti yoktur. Doğu Sorunu Konferansı’nın toplanması için, ordularımızın harekete geçmesinin beklenmekte olduğunu kabul etmek en ihtiyatlı düşünce olur. (Bravo sesleri) Hazır ol cenge eğer istersen sulhü salâh (Eğer barış düzlüğüne çıkmak istiyorsan savaşa hazır ol ) gerçeğini bir an akıldan çıkarmamak milli davamızın arzuladığı varsayımdır. Bu görüşe dayanarak uyanık olmak ve hazır bulunmak olan prensibimize uymaya devam edeceğiz, arkadaşlar.

Bütün bu ayrıntılardan sonra milli tarihimizin en fedakâr yüce unsuru olan kahraman ordumuzdan söz edeceğim. (Sürekli alkışlar) Doğu cephesindeki ordumuz, birinci yasama yılı içinde vatanın kendisine verdiği görevi özveri ile yerine getirmiş ve gerçekleştirmiştir.

Komşu hükümetlerle de arzu olunan dostça ilişkiler kurulmuş bulunduğundan olgun ve sakin bir biçimde hazar görevini yerine getirmeyi, talim ve eğitim ile uğraşarak sürdürmektedir. (Var olsun sesleri)

Elcezire (Mezopotamya; Dicle ve Fırat ırmakları arasındaki yerin adı) cephesiyle merkezde ve ülkenin diğer bölgelerinde birliklerimiz verilen görevleri sükunetle yerine getirmektedirler. Batı cephesine gelince: Geçen yıl başlarında Birinci İnönü Savaşından yeni çıkmış bir durumda bulunan ordumuz, aslında düşmanlarımızdan gizli olarak kuruluşunu genişletme ve tamamlama çalışmaları yapıyordu. Bu sırada, Yunanlılar Londra Konferansını zaman kazanacak ve Türkleri baştan çıkaracak bir araç olarak düşünüyor, harekete geçme mevsimini bekliyorlardı. Mart ortasında harekete geçme mevsimi geldi ve Yunan ordusunun hazırlığı bitti, artık zamana ihtiyaçları kalmamıştı. Büyüklük taslayan bir biçimde Londra Konferansını bir yana bıraktılar.

Martın yirmi üçünde her yandan saldırıya geçerek emperyalistlerin bir büyük sömürge içindeki harekâtına benzer biçimde vatanımızı istilâya başladılar. (Kahrolsun sesleri)

Gösterişli duyurular ile geçen ilk günlerden sonra çetin savaşlara girişildi. Sonuç olarak tarihin İkinci İnönü Savaşı dediği bir büyük olay meydana geldi. Bu büyük olayı Dumlupınar'daki taarruz harekâtımız ve başarılarımız izledi.

İkinci İnönü Savaşı, ulusumuzun davasındaki gerekliliği ve kutsallığı bütün dünyaya duyurdu. Yunan savındaki gerçek olmayan durum da bütün dünyaca anlaşılmış oldu. Yine İkinci İnönü'den sonra Yunanlılar ülkemizi yakmakla, silahsız ve silah kullanma imkanı bulunmayan evlatlarımızı öldürmekle yaradılışlarındaki vahşiliği bütün dünyaya kanıtlamış oldular. Bilecik, Bozüyük, Söğüt, Yenişehir yangınlarını ve saymakla bitmeyen namusa saldırıları ve öldürmeleri Yunan komutanlarının emriyle ve özel olarak kurulan timlerle yaptırdıkları, inceleme sonucunda ortaya çıkmış ve anlaşılmıştır.

Yunanlılar, olayın sandıkları kadar basit olmadığını İkinci İnönü Savaşında anladılar. Bunun üzerine genel seferberlik görüntüsünde önemli önlemlere başvurdular. Bütün ordularıyla ciddi bir sefere karar verdiler. Bir yandan bu hazırlığı sürdürürken, diğer yandan politik olarak bizi baştan çıkaracak ve gevşekliğe itecek siyasi propagandalar faaliyete geçirildi. Yunan kralı Anadolu'ya geldi. Köylerde kan dökme ve namusa saldırı için emir veren generallerini yakından yönetti. (Barbar sesleri) Yunan seferberlik hazırlığı temmuz başlarında bitmiş ve saldırı harekâtı başlamıştı. Temmuz başlarında bizim hazırlıklarımız henüz bitmemişti. Bunun için askeri eylemlerimizi ona göre yönetmek gerekiyordu.

Yunanlılar askeri eylemlerine başlangıç olarak, Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i işgal ettiler. Ve bütün dünyaya yayımladıkları duyurularla Türkiye ordularını yok ettiklerini iddia ettiler. Akıl sahibi ve mantıklı olanların inanmadığı bu düşman propagandalarına bizzat düşman tarafının inanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu düşünce ile süren askeri eylemler Sakarya kanlı savaşlarına sebep oldu. Bu kanlı savaş sonucunda düşman ordusu kesin yenilgiye uğradı ve sonucu bu gün bütün dünya öğrenmiş oldu.

Büyük yenilgiden sonra kral ve prensler tarafından verilen emirlerle Yunan ordusu tekrar vahşi olaylara başvurdular. Bu gün bütün dünya, yakılan köylerimizi, saldırıya uğrayan kadın ve çocuklarımızı ziyaret edebilir. Yunan prensleriyle generalleri özellikle ırza tecavüz ettirmekten zevk almaktadırlar. (Kahrolsun sesleri) Halbuki bizim ulusumuzda olduğu gibi, bütün uluslarca da ırza saygı kutsaldır.

Düşman, insanlık dışı olan yıkma ve yakmaları ile namusa saldırılarını dünya karşısında gizlemesi ve kabul etmemesinin imkan dışı olduğunu görünce bunların galibin izlemesi gerekli zorlaştırıcı askeri önlemler olarak ilan etti. Bu duyurunun kimse için inandırıcı olmadığı kesindir.

İşte efendiler geçen mart başında durumu bilinmeyen ordumuz bir yıl içinde sürekli olarak gelişip ilerleyerek ve birbiri ardından çetin savaşlarla düşmanı sürekli olarak yenerek bu günkü büyük ve değerli duruma yükselmiştir. (Bravo sesleri, Alkışlar) Bu günkü kuvvetinin derecesini gelecek olaylar açıklayacaktır. (İnşallah sesleri, Alkışlar)

Efendiler,

Ordumuzu anarken, savaş gücümüzün kuruluşu ve hazırlanması, noksanlıkların tamamlanması ile ilgili çalışmaları da kısa bir sekilde anlatmak isterim.

Özellikle, savaş sanayii üretimi yapan fabrikaların çalışmalarını özel takdirlerimle anmayı bir değerbilirliğin gereği olarak kabul ederim. Bu son yıl içinde bu fabrikaların eksiklikleri yavaş yavaş tamamlanmıştır. Bu gün her türlü ihtiyacın imal edilmesi mümkün bulunmaktadır. Yeni kurulan mermi ve fişek fabrikalarında çok miktarda topçu piyade cephanesi ile bombaların hazırlanması ve yapımı sağlanmıştır.

Ordu saflarına telsiz telgraflarla diğer modern haberleşme gereçleri ve istihkâm araçları gibi birçok araç ve gereç eklenmiştir. Elbise ve kunduranın ülke içinde yapılması ile ilgili çalışmalarımız sürdürülmektedir. Bu yıl içinde Anadolu'da bazı önemli kuruluşların kurulmasına karar verilmiştir.

İkinci yasama yılı içinde ordunun sağlık durumu memnuniyet verici bir durum göstermiştir. Ordu içindeki hastalık durumu normal zamanlarda meydana gelen oranı geçmemiştir. Sari hastalıklar ve bununla ilgili olanlara ordumuzda rastlanmamıştır. Yapılan görüşmelerde kırsal sağlık hizmetleri memnuniyet verici bir biçimde yürütülmektedir. Milli ordumuzun kuruluş döneminde yapılan Birinci İnönü Savaşı’nda ordunun sıhhi araçları dört araba, dört sedyeden kurulu küçük sağlık birliklerinden oluşurken, bu günkü ordumuzun hastahaneler ve yaralı taşıma birlikleri kurularak, ihtiyaç ve sağlık kuruluşları tamamlanmıştır. Bu arada Kızılay Derneği ilgililerinin yaralı gazilerimiz için yaptıkları seçkin hizmetleri, özel olarak övgü ile anmayı gerekli görürüm. (Alkışlar) Milli Savunma Bakanlığında çalışmaya başlayan harita dairesi, ordunun tüm harita gereksinmelerini karşılamayı başarmıştır. Bundan sonraki çalışmaları ile ülkenin daha kapsamlı ve ayrıntılı haritalarını hazırlayacaktır. Kıyılarımızın genişliğine ve deniz araçlarımızın az olmasına karşılık gayretli deniz subaylarımız anılmaya değer hizmetler yapmaktadırlar. Orduya ait açıklamalarımı bitirmeden önce savaşa hazırlanmada güvenilir kaynak olan bunu milli vergiyle karşılama konusunda bütün halkın ve ulusun gösterdiği heyecan ve özveriyi şükranla anmayı görevim sayarım. Tarihi mücadelemizin olumlu bir çalışma yeri olan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin bu yıl içindeki milli hizmetlerini de övgü ile anmayı bir görev sayarız. Bu kuruluşun dünkü ve bu günkü çalışmalarında olduğu gibi, bundan böyle de yeniliklerde ve milli gelişmeler konusunda en önemli önder görevini yaparak milli yaşamımızda yüce yerine uygun görevleri başaracağına inancım tamdır.

Efendiler,

Meclisimizin ikinci yasama yılı içindeki çalışmalarını da özet olarak millete arz etmek isterim. Bu gün yüce üyelere dağıtılan yıllık çalışma cetvelinde bu açıklamalarımın ayrıntıları yer almaktadır. Yüce meclisin bir yılda yaptığı bileşim 167'dir. Bu birleşimlerde 271'i açık ve 69'u gizli ve 19'u kısmen gizli, kısmen açık olmak üzere toplam 359 oturum yapılmıştır. Yüce meclis bu geçen yıl içinde 177 kanun tasarı ve teklifini birinci yasama yılından devir almıştır. İkinci yasama yılında da 355 kanun tasarı ve teklifi geldi. 10 tane de tezkere ve önerge olarak geldikten sonra kanun işlemine tâbi tutuldu. Böylece 542 kanun tasarı ve teklifinden bu yıl içinde 94'ü kanunlaştı. 65'i reddedildi. 30'u Bakanlar Kuruluna gönderildi. 15'i Bakanlar Kurulu veya sahipleri tarafından geri alındı. 18 kadarı ilgili kanunlarla birleştirildi. 6 adedi karar şeklinde kabul edildi ki, toplam 228 eder, 1922 yılında yüce Meclisçe işlemleri tamamlanan kanun tasarı ve tekliflerinin toplamı budur. 106 tasarının da komisyonlarca işlemi tamamlanmış ve Genel Kurula gönderilmiştir. Geri kalan 208 tasarı ve teklif komisyonlarda bulunmaktadır ki, bu yıl tamamlanacaktır.

Birinci yasama yılında olduğu gibi, ikinci yasama yılı içinde de Meclis üyesi bulunan bazı arkadaşlarımız Meclis dışında birtakım hizmetler ve önemli görevler yapmışlardır. Bu arada sayın arkadaşlarımızdan bir kısmı halen orduların ve birliklerin başında ve düşman karşısında savaşma görevini yürütmektedirler. Bu gün Mecliste bulunan bazı arkadaşlar bile bu bir yıl içinde yapılan savaşlara fiilen katılmışlardır. Arkadaşlardan bir kısmı önemli politik dışişleri görevlerini yapmak üzere Doğuya ve Batıya gönderilmişlerdir. Bunlardan bir kısmı görevlerini yaparak dönmüşler, bir kısmı henüz gittikleri yerlerde çalışmaktadırlar. İnceleme ve araştırma yapmak üzere bir kısım arkadaşlarımız Meclis tarafından doğu bölgelerine gönderilmişlerdir. Ve birçok arkadaş savaşlardan sonra Meclis ile ordu arasında ilişki kurmak için uğraşmışlardır. Ordunun durumu hakkında Meclise bilgi vermişlerdir. Yine bazı arkadaşlarımız önemli olayları incelemeye memur edilmişlerdir. Üyelerden bazıları yayınlarla kamu oyunu zararlı dış propagandaların etkisinden kurtarmak için halkı aydınlatma ve yol gösterme amacı ile ülkede dolaşmışlardır. Ordunun geri hizmetlerini gözetme ve yardım görevleri ile de bir kısım arkadaş çeşitli bölgelere gitmişlerdir. Bunlardan başka, iç tüzük dışında kurulan heyetler ve komisyonlar da Meclis görevlerinden artan zamanda uğraşı vermişlerdir. Birçok arkadaşımız çeşitli bölgelerde İstiklâl mahkemelerini kurarak büyük bir çaba ve uğraş vererek gerek vatan yararına gerek halkın hukukunu korumak için ellerinden gelen çalışmayı göstermişlerdir. Arkadaşlar, geçen yıl başında 350 üye ile işe başlamıştık. Bunlardan dört kişi, görülen lüzum üzerine istifa ederek Meclisten ayrıldılar. Mevcut açıklar nedeni ile usulüne uygun olarak yapılan seçimler sonucunda yıl içinde aramıza dokuz yeni arkadaş katıldı. Yine yıl içinde sayın arkadaşlarımızdan sekiz kişi hayatlarını kaybederek (Allah rahmet eylesin sesleri) bu kutsal mücadele sırasında yüce savaş cennetliği oldular, bu şekilde üçüncü yasama yılına 347 üye ile başlıyoruz. Geçen yıl Malta'da bulunan arkadaşlarımızın da bu yıl başlarında aramızda olmalarını bu arada özel olarak vurgulamak isterim. Yıl içinde vefat eden merhum kardeşlerimizin adlarını da burada saygı ile anıyorum. İsmail Fazıl Paşa (Yozgat), Hamza Hayati Bey (Menteşe), Hasan Tahsin Bey (Mardin), Cemaleddin Çelebi Efendi (Kırşehir), Murad Bey (Kastamonu), Fuad Bey (Çorum), Salâhaddin Bey (İstanbul), Hacı Hayali Efendi (Urfa).

Bu yüce arkadaşlarımızla birlikte bağımsızlık uğrunda cephelerde şehit olan bütün arkadaşlarımızın ruhlarına ayakta fatihalar armağan edelim.

(Hep birlikte ayakta fatiha armağan edildi)

Muhterem ve aziz arkadaşlarım,

Meclisin ve milletin dayanışması için yeni işlerin ve olayların yükleyeceği özverileri kabulde göstereceğimiz istek ve heyecan son başarı için gerekli bulunmaktadır.

Efendiler,

Geçen iki yılın yavaş yavaş fakat emin sonuçlarını önümüzdeki çalışma dönemi için ölçek yaparsak kurtuluş günlerini elde etmemizin uzakta olmadığını görünür. Bu yeni yıla her zamandan çok emin, her zamandan çok rahatlamış, ağır başlı ve temkinli olarak giriyoruz. (İnşallah sesleri)

Bezginlik ve uyuşukluktan arınmış olarak giriyoruz. Sonsuz bir azim ve imanla dolu olarak giriyoruz. Bizim için yaşam ateşi gelecek nesiller için kurtuluş ümidi olan kutsal amacımıza boyun eğmeden yürüyeceğiz ve Allah'ın yardımı ile ne yapıp yapıp başaracağız.... (Sürekli alkışlar, Bravo sesleri)

Ölmez bu vatan farzımuhal ölse de hatta.

Çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi

Mithat Cemal Kuntay'ın şiirinden bir mısra. «Ölmüş gibi düşünsek bile bu vatan ölmez, zira dünyanın sırtı bu tabutun büyüklüğünü çekemez» (Yaşa sesleri ve sürekli alkışlar)

 





Diqqət! Ens.az saytına məxsus materiallardan istifadə edərkən hiperlinklə istinad edilməlidir. Mətndə səhv tapdıqda, onu seçib ctrl + enter düyməsini basaraq bizə göndərməyinizi xahiş edirik.


Android ƏS olan smartfonunuz varsa, xəbərləri daha rahat oxumaq üçün bu linkə keçərək Play Store mağazasından Ens.az proqramını endirib quraşdıra bilərsiniz.


VİDEO GALERİ
San Francisco temelli bir firmanın tavuk tüyünden laboratuarda yetiştirdiği tavuk eti
Emojilerle tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • anonymous user
    Yorumu gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE

X